Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre İlim Havzaları Müdürü Ayetullah Arafi'nin "Öncü ve Seçkin Havza" mesajının yayımlanmasının yıldönümü münasebetiyle yayımladığı mesajın metni şöyledir:
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
"Müminler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir." (Ahzab Suresi, 23)
İmam ve şehit rehber Ayetullah el-Uzma Hamaney'in (kuddise sirruh), Kum'daki köklü ve bin yılı aşkın geçmişe sahip havzanın yeniden kuruluşunun yüzüncü yılı münasebetiyle düzenlenen büyük ve uluslararası kongreye gönderdiği "Öncü ve Seçkin Havza" başlıklı tarihi mesajının yıldönümü gelip çatıyor. O mesajın ruhlara ferahlık veren yankısı bir kez daha havza mensuplarının zihin ve vicdanlarında çınlıyor.
Ancak inanması güç ve acı bir şekilde, bu büyük havzavî, irfanî ve inkılabî olayın yıldönümü, o yüce rehberin aramızda olmadığı ve şehadet gibi yüce bir makama ulaştığı bir zamanda gelip çattı. Bu büyük musibet, hepimizi o bilge rehberin yürek yakan yasına ve ayrılık acısına gark etmiştir. Ancak bu yürek yakan acı ve mazlumane şehadet, İran'da, bölgede ve dünyada şaşırtıcı bir diriliş ve kapsamlı bir uyanış yarattı. Ardından fırtınalı ve dünyayı saran dalgalar yükselerek küresel denklemleri ve emperyalist planları yerle bir etti.
"Öncü ve Seçkin Havza" şeklindeki tarihi ve medeniyet kurucu mesaj; o şehit ve seçkin rehberin düşüncelerinin, İslam İnkılabı ve İmam Humeyni'nin (makamı yüce olsun) söyleminden doğan anlayışının bir özüdür. Aynı zamanda ilim havzalarının manifestosu, havza mensupları ile bilinçli din adamlarının gelecekteki yol haritası, genç talebe ve fazılların rehberi ve havzanın gelecekteki gelişim ile değişimlerinin pusulasıdır.
Bu mesaj, Yüce İmam'ın (Humeyni) Ruhaniyet tüzüğünün, inkılabın iki imamının düşüncelerinin, şehit imamın sayısız söz ve yönlendirmelerinin bir devamı niteliğindedir. Büyük taklit mercilerinin (bereketleri daim olsun), ilim havzası kurumlarının ve büyüklerinin mesaj ve tavsiyelerinin yanında, ilim havzalarının köklü tarihinde ve devrim yaratan, sistem kuran ve medeniyet odaklı Kum havzasında yeni bir sayfa açmıştır. Kum havzasının kurucusu merhum Ayetullah el-Uzma Hairi Yezdi'nin (r.a.) bu havzanın büyük öncülerinin, salih seleflerin ve İslam'ın, İran'ın, İslam İnkılabı'nın, direnişin ve din adamlarının onurlu şehitlerinin nurlu yolunun ideallerini yansıtmış, hareketin yönünü göstermiş, zirveleri çizmiştir. Havza mensuplarının, kurumların, havza büyüklerinin ve özellikle de genç ve aydın talebelerin, hocaların, araştırmacıların, tebliğcilerin ve havza yöneticilerinin misyonunu daha da belirginleştirmiş ve ağırlaştırmıştır.
Ve şimdi, yüzyılların haykıran sesi ve o büyük mücahidin mesajının habercisi ve yönlendirmelerinin dalgaları kulaklarımızda yankılanmaktadır. İran ve İslam İnkılabı'nın şeytani emperyalizm ve iblis ordusuyla olan bu büyük mücadelesi ve medeniyet karşılaşmasında; korku, zayıflık, pasiflik, gaflet ve gelişmelere ayak uyduramamak "öncü ve seçkin" bir havzadan asla kabul edilemez. Havza mensupları bu mesajın ışığında, Velayet-i Fakih'e, Yüce Rehber Hazreti Ayetullah Seyyid Müçteba Hüseyni Hamaney'e (gölgesi daim olsun) ve büyük mercilere (bereketleri daim olsun) uyarak ileriye doğru büyük bir adım atmalıdırlar. Kapsamlı dindarlığa, ahlak odaklılığa ve maneviyata dayalı bir dünya inşa etmek için yeni şartlardan ve modern fırsatlardan yararlanmalı; aktif bir yaklaşımla yeni İslam medeniyetinin temelini atmaya ve onu yeşertmeye yönelmelidirler. Üçüncü savaşta halkın uyanışından ve havzanın kültürel rolünden ilham alarak daha üstün gelecekler düşünmeli, tehlikeleri göze almalı, göğün kubbesini delip yepyeni bir düzen kurmalıdırlar; inşallah O'nun lütfu, ihsanı ve izniyle...
Ruhaniyet tüzüğü ve "Öncü ve Seçkin Havza" mesajı hakkında birçok açıklayıcı ve analitik içerik üretilmiş; ileri gelenler, hocalar, havza büyükleri ve havza dışındaki şahsiyetler konuşmalar yapmıştır. Bendeniz de naçizane kendi payıma düşen kadarıyla çeşitli konuşmalarda bu konunun farklı açı ve boyutlarına değindim. Şimdi, bu mesajın yayımlanmasının yıldönümünde ülkenin, İslam İnkılabı'nın ve ilim havzasının tarihinin böylesine son derece hassas bir döneminde, siz saygıdeğer hocalara, havza ve üniversite aydınlarına, talebelere, fazıllara ve sevgili genç araştırmacılara mütevazı bir şekilde ve özür dileyerek birkaç noktayı hatırlatmak isterim:
Birincisi: İnkılabın iki İmamının, İslam İnkılabı'nın büyükleri ve önde gelen şahsiyetlerinin söyleminin, özellikle de bu yüksek ve yüce "Öncü ve Seçkin Havza" mesajının temel özü ve merkezi göstergesi, her şeyden önce "çağdaş dünyada ilim havzasının" yeni ve parlak bir tanımıdır. Havza köklü bir geçmişe sahiptir; onun paha biçilmez hazinesinde bilim üretmede, başta hikmet ve fıkıh olmak üzere çeşitli ilimleri ilerletmede; manevi, ruhi, ahlaki, kültürel, sosyal ve siyasi alanlarda İran halkını ve İslam ümmetini hidayet edip onlara rehberlik etmede; cihat, fedakârlık ve halka hizmette çok değerli miraslar ve hazineler göze çarpmaktadır. Ancak yeni çağda, toplumun ve dünyanın bilgi birikiminde ve yaşayış tarzında hızlı gelişimler, şaşırtıcı değişimler ve dönüşümlerle karşı karşıyayız; sayısız soru ve ihtiyaç önümüzde durmaktadır. Bir yandan, modern bilim ve teknolojilerin hegemonyası, güçlü ve zayıf yönleriyle etrafımızı sarmıştır. Daha da önemlisi, maddi medeniyetin dünya üzerindeki tahakkümü; insanlık, İslam dünyası, dindarlık ve erdemlilik kültürü için birçok tehdit oluşturmuştur. Tüm bunlara ek olarak, İslami uyanış çağı, dünyadaki ezilmişlerin kıyamı ve İslam İnkılabı dönemi, havzanın ve din kurumunun önüne yeni sayfalar açmış, görevlerini daha da ağırlaştırmıştır. Yeni seviyedeki havza, "öncü, seçkin ve inkılabî havza" tanımı çerçevesinde bu alanda tahayyül edilmeli ve rol oynamalıdır. Bir yandan kendi tarihi kimliğini ve orijinalliğini önemsemeli, sağlam ilmi ve içtihadi yöntemlerine, ruhi ve ahlaki yollarına, köklü geleneklerine dayanmalı, alışılageldik yolundan ve bilinen temelinden zerre kadar sapmamalıdır. Diğer yandan ise anlama penceresini gelişmelere yönelik aktif bir idrake açmalı; ihtiyaçlara doğru cevap vermeli, yeni olgularla akıllıca ve cesurca etkileşim kurmalı, İslami ve imani bir yaşama doğru ufuklar açıp yeni ve medeniyet kurucu bir bakış açısının temellerini atmalıdır. Cihadi, inkılabî ve çıkmazları aşan ruhtan yararlanmalıdır. Bu, Yüce İmam Humeyni'nin (r.a.), yüce makamlı Şehit Rehberin (r.a.) ve ilim havzalarının önde gelen düşünürlerinin (r.a.) temellerini attığı; bir harekete, inkılaba, nizama, İslami direnişe ve çağdaş dünyada büyük bir dönüşüme yol açan bakış açısı ve söylemdir. Bu yaklaşımı canlı tutmak ve havzanın bu platform ve ufukta gelişmesi için çabalamak, bu mesajın ruhu ve semavi müjdesidir; bu amaç ilmi ve pratik bir cihatla takip edilmelidir ve bu alanda her kademeden herkesin görevi vardır, hepimizin görevi vardır.
İkincisi: Öncü ve seçkin havzanın temeli; Kur'an-ı Kerim, Yüce Peygamber'in (s.a.a.) ve onun tertemiz Ehl-i Beyti'nin (a.s.) sünneti doğrultusunda fıkıh ve İslami öğretiler alanında akılcılık, düşünce üretimi ve bilimsel inşaya dayanmaktadır. Ancak bu ilmi yatırım; kaynaklarda, müfredatta ve yöntemlerdeki orijinallik ile sağlamlığın ötesinde; konu tespiti, ihtiyaç analizi, ilmi derinlik, fikri hassasiyet ve yeni dönemin gelişmeleri, soruları ve kaygıları ile geniş bir aşinalık gerektirmektedir. Aynı şekilde İslami nizamın, İslam İnkılabı'nın ihtiyaçlarına, İslam ümmetinin ve uluslararası arenanın şartlarına da derinlemesine dikkat edilmesini gerektirir. Bu mesajın; çeşitli alanlarda dini sistem kurmanın gerekliliğine, yeni ve çağdaş konularda derinleşmeye, tüm İslami ve havza ilimlerine önem vermeye, fırsatları heba etmekten kaçınmaya ve havza sistemlerinin doğru tasarımına yaptığı vurguların kökleri bu eksende yatmaktadır. Bu durum, havzanın her kademesinde yaklaşımlarda bir dönüşümü zorunlu kılmaktadır. Allah'a şükürler olsun ki, mercilerin, havza büyüklerinin, Yüksek Konsey'in, üst düzey kurumların ve hem ulusal hem de uluslararası alanda, hem erkek hem kadın kollarında, ilmi, kültürel ve tebliğ alanlarında tüm ülke genelindeki havza kurumlarının teveccühüyle bunun filizleri yeşermiştir. Özellikle son yıllarda, inkılabın iki imamının talepleri ve şehit rehberin (r.a.) otuz yılı aşkın rehberliğindeki taleplerinin ışığında onlarca plan ve eylem hazırlanmış ve hayata geçirilmiştir. İnşallah "Öncü ve Seçkin Havza Mesajı Karargahı" bunlara dair raporlar sunacaktır. Bu nedenle hepimiz eksiklikleri kabul etmeli, kusur ve hatalarımız için özür dilemeliyiz. Mesajın yıldönümünde, hepimiz ve tüm kurumlar, yöneticiler, şahsiyetler ve havza akımları kendilerini gözden geçirmeli, çabalarını iki katına çıkarmalıdır. Bunun bir kısmını ikinci beş yıllık planda onarmalı ve tamamlamalıyız. Bu önemli görev, kurumsal yapıların yanı sıra havzanın tabanının, ara halkaların, genç talebe ve fazılların, bağımsız örgütlerin ve çeşitli havza kurumlarının görevidir ki öncü ve rehber olabilsinler.
Üçüncüsü: Sayılan tüm bu hususlar, biz havza mensuplarını ve din adamlarını; halk odaklılık, genç merkezlilik, sahada olma, ahlak odaklılık gibi önemli görevlerden ve bu görevleri yerine getirme yöntemlerinden, ayrıca üniversite aydınları, üniversite kurumu, bilinçli ve hakikat arayışında olan öğrenciler ve hocalarla etkileşim kurmaktan ve uluslararası ilişkilerden alıkoymamalıdır. Bu önemli eksenler, taleplerin ve mesajın her yerinde yansıma bulmuştur; bunlar önemsenmeli, planlanmalı ve bunlar için iki katı çaba gösterilmelidir.
Dördüncüsü: İşte şimdi, İran halkının, direniş ekseninin ve İslam ümmetinin büyük uyanışıyla, sokaklarda ve meydanlardayız. Üçüncü savaştaki ilahi dirilişle, İran'ın, bölgenin ve dünyanın tarihinde yeni bir aşamadayız. Allah'ın lütfuyla genç talebeler, onurlu tebliğciler, bilinçli din adamları, havzanın üst düzey kurumları, havzaya ait geniş hizmet ve tebliğ çadırları, İslami ilimler havzalarının hibrit savaş ve Belağ-ı Mübin karargahları ile havza kurumları takdire şayan bir rol oynamışlardır. Bu rol, düşmana galip gelinceye ve o hain ile hilekâr düşmanı alt edinceye kadar devam etmeli, savaş sonrası döneme de uzanmalıdır. Üç erkteki saygıdeğer yetkililerin, şerefli halkın, sevgili gençlerin, ilim havzalarının, havza, üniversite, kültür ve Besic kurumlarının önünde ağır görevler bulunmaktadır ve bunlara hazırlıklı olmalıdırlar. Genel olarak havza mensupları, özelde ise havzanın ve toplumun değerli gençleri kendilerini hassas geleceklere ve özel roller üstlenmeye hazırlamalıdırlar. Allah'ın izniyle, İran'ın ve dünyanın geleceği İslam'ın ve İslam İnkılabı'nın olacaktır.
Beşincisi: Tebliğ, açıklama, aydınlatma cihadı (cihad-i tebyin) ve dini düşüncenin yayılması ve tanıtılması sisteminin organize edilip yükseltilmesi; şehit İmam'ın (r.a.) sürekli tavsiyesi, "Öncü ve Seçkin Havza" mesajının içeriği ve aynı zamanda 11 Temmuz 2024 tarihinde tebliğcilere yaptığı tarihi konuşmanın vurgusudur. Bu yıllarda meydana gelen büyük değişimlere rağmen, havzadaki dostlar ve kurumlar bu süreci takip etmeli ve raporlamalıdır. Ancak hâlâ bu değişimin yolunun başındayız; daha fazla çabaya, daha fazla ve kapsamlı bir işbirliğine ihtiyaç vardır.
Tüm havza mensuplarının ve değerli din adamlarının sağlık ve mutluluğunu; Müslümanların, mustazafların, silahlı kuvvetlerin ve direniş ekseninin, düşmanlara ve dünyanın müstekbirlerine karşı nihai zaferini Yüce Allah'tan niyaz ediyorum.
Ali Rıza Arafi
İlim Havzaları Müdürü
yorumunuz